SICAK GELİŞME

SICAK GELİŞME

Pars PlusBölgesel GelişmelerYemen’in batı sahilinde tırmanan çatışmalar Babulmendeb Boğazı’nı krizin merkezine taşıdı

Yemen’in batı sahilinde tırmanan çatışmalar Babulmendeb Boğazı’nı krizin merkezine taşıdı

Hükümet güçlerinin Muha kenti ve çevresindeki Husi hareketliliğine karşı yoğun bir ateşli operasyon başlattığını duyurmasının ardından Husiler, batı sahili ilçelerindeki çatışmaların durduğunu ve hükümet birliklerinin geri çektirildiğini ifade etti.

Süreçle eş zamanlı olarak Husilerin Kızıldeniz’deki stratejik Zukur Adası’nı kontrol altına aldığı yönündeki haberler ve hükümetin uluslararası seyrüsefer güvenliğine dair uyarıları gerilimi yeni bir boyuta taşıdı.

Yemen ordusundan Muha ve çevresinde yoğun operasyon kararı

Yemen ordusu tarafından yapılan açıklamada, batı sahilinde Husilerin kontrol ettiği bölgelerdeki askeri hareketliliklere karşı kapsamlı ve yoğun bir ateşli operasyon başlatılacağı duyuruldu.

Ordu sözcüsü, birliklerin haritada belirlenen çatışma sahası içerisindeki Husi unsurlarını etkisiz hale getirmek amacıyla her türlü silah ve ateş gücünü kullanacağını bildirdi.

Ordunun açıklamasında, belirtilen operasyon sahasının Muha kenti, çevresi ve şehri güneybatıdaki Taiz vilayetine bağlayan ana karayolunu kapsadığı aktarıldı.

Sivil halka ikinci bir duyuruya kadar Taiz-Muha yolunu kullanmamaları yönünde uyarıda bulunan ordu, operasyonun süresi veya kullanılacak silahların niteliğine dair ayrıntı vermedi.

Ancak bu açıklama, sahadaki çatışmaların dozunun ve etki alanının artacağına işaret etti.

Husiler’den “çatışmalar durdu, bölgedeki güçler çıkarıldı” açıklaması

Yemen ordusunun açıklamasından saatler önce Husilere bağlı Yüksek Siyasi Konsey, batı sahili ilçelerindeki çatışmaların sona erdiğini öne sürdü.

Husilerin haber ajansı SABA’da yer alan açıklamasında, hükümet güçlerinin “kontrol altındaki özgür vilayetleri tehdit etmek amacıyla toplandığı” iddia edilerek, söz konusu unsurların bölgeden uzaklaştırılmasıyla çatışmaların durduğu belirtildi.

Kızıldeniz’deki uluslararası seyrüsefer güvenliğine bağlı kalındığı ifade edilen açıklamada, deniz seyrüsefer güvenliğiyle ilgilenen taraflara batı sahiline yönelik askeri yığınakların durdurulması için baskı yapılması çağrısında bulunuldu.

Husilere bağlı Yüksek Siyasi Konsey Üyesi Abdülaziz bin Habtur ise batı sahilinde yaşananların “Yemen’in egemenlik hakkı” olduğunu vurgulayarak, karada ve karasularında egemenlik kullanılmasının uluslararası deniz seyrüseferine tehdit oluşturmadığını savundu.

Dış dünyadan gelen eleştirileri “çifte standart” olarak niteleyen Bin Habtur, seyrüsefer güvenliğinin tüm tarafların ortak çıkarı olduğunu ileri sürdü.

“Savaş esirleri kurtarıldı” iddiası

Saha gelişmelerinin yanı sıra Husilerin Esir İşleri Komitesi Başkanı Abdulkadir el-Murtaza, Husilere ait Al Masirah televizyonuna yaptığı açıklamada, batı sahilindeki cezaevlerinde tutulan tüm Husi mensuplarının düzenlenen askeri operasyonla kurtarıldığını belirtti.

Murtaza, operasyonun detaylarına ve kurtarılan esir sayısına ilişkin bilgi vermezken, Yemen hükümetinden iddialara dair bir yanıt gelmedi.

Stratejik Zukur Adası Husilerin kontrolüne mi geçti?

Bölgedeki bir diğer kritik gelişme ise Kızıldeniz’de Babulmendeb Boğazı’na yakın konumda bulunan stratejik Zukur Adası’na ilişkin haberler oldu.

Yerel medya kaynakları ve “Al-Hodhod” adlı platform, adanın Husilerin eline geçtiğini duyurdu.

Yemen Başkalım Konseyi Üyesi Tarık Salih liderliğindeki Ulusal Direniş Güçleri’nin kontrolünde bulunan adanın nasıl ve ne şekilde el değiştirdiğine ilişkin taraflardan henüz resmi bir doğrulama yapılmadı.

Zukur Adası, Kızıldeniz üzerindeki hakim konumu ve Babulmendeb’e yakınlığı sebebiyle deniz trafiği ve askeri hareketliliğin gözlemlenmesi açısından kritik bir nokta olarak kabul ediliyor.

Karşılıklı hava ve kara saldırıları

Saha dinamiklerindeki hareketliliğe paralel olarak Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, son 24 saat içerisinde Taiz, Hudeyde, Marib ve Cevf vilayetlerine toplam 64 hava saldırısı düzenlendiğini ve bu saldırıların Suudi Arabistan’a ait uçaklarca gerçekleştirildiğini duyurdu.

Ayrıca kaynaklar, Sada vilayetinin ez-Zahir ve Taiz’in Zubab ilçelerine yönelik bombardımanlar yapıldığını öne sürdü.

Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi’den “Babulmendeb tek başına Yemen’in meselesi değildir” vurgusu

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Mısır’ın Sana Büyükelçisi İhab Ebu Seri’yi kabul ettiği görüşmede, Babulmendeb Boğazı yakınındaki askeri tırmanışın doğuracağı tehlikelere dikkati çekti.

Alimi, İran’ın Husileri batı sahiline doğru teşvik ederek Babulmendeb ve Kızıldeniz üzerinde bir nüfuz alanı oluşturmaya çalıştığını, Tahran’a yönelik uluslararası baskıların bu yolla küresel ticarete ve pazarlara bir maliyet olarak yansıtılmak istendiğini vurguladı.

Babulmendeb’deki askeri durumun sadece Yemen’in iç meselesi olarak görülemeyeceğinin altını çizen Alimi, boğazın Kızıldeniz, Süveyş Kanalı ve Hint Okyanusu arasındaki bağlantıyı sağlayan hayati bir hat olduğunu, buradaki güvenlik risklerinin doğrudan küresel ticareti etkileyeceğini ifade etti.

Yemen Dışişleri Bakanı Zube’den BM Güvenlik Konseyi’ne acil çağrı

Yemen Dışişleri Bakanı Efrah ez-Zube, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ve BM Güvenlik Konseyi (BMGK) Başkanlığına bir mektup göndererek, Husilerin batı sahilindeki tırmanışına karşı kararlı bir duruş sergilenmesini istedi.

Zube, mektubunda, Taiz’in batısı ve Hudeyde’nin güneyinden Babulmendeb’e doğru ilerleyen Husi hareketliliğinin lokal bir askeri hamle olmadığını, bölgesel ve küresel deniz seyrüseferini tehdit etmeyi amaçlayan geniş çaplı bir stratejinin parçası olduğunu belirtti.

Tırmanan çatışmalar nedeniyle sivillerin, sığınmacı kamplarının ve altyapı tesislerinin hedef alındığını, yeni bir insani kriz ve göç dalgası yaşandığını vurgulayan Zube, BM ve uluslararası toplumdan acil insani yardım, sivil yerleşimlere yönelik saldırıların kınanması ve Husilere giden İran silah ve finansman akışının kesilmesi için somut adımlar atılmasını talep etti.

Haritadaki değişim ve ülkedeki genel durum

Yemen’de temmuz ayından bu yana yeniden tırmanan çatışmalar sahadaki kontrol haritasını belirgin şekilde değiştirdi.

Husiler, Hudeyde vilayetinin tamamında kontrolü sağladıktan sonra Taiz’in batısına doğru ilerleyerek Muha gibi Kızıldeniz kıyısındaki kentleri ve Babulmendeb’e erişim sağlayan hatları ele geçirdi. Hükümet güçleri ise Cevf vilayetinde ilerleme kaydederek il merkezi Hazm kentine yaklaştı.

Ülkede 2022 yılında BM arabuluculuğunda sağlanan ateşkesin ardından yaşanan bu son gelişmeler, son yılların en kapsamlı askeri tırmanış dalgası olarak değerlendiriliyor.

Yemen, Husilerin Eylül 2014’te başkent Sana ve birçok bölgeyi ele geçirmesi ve ardından Mart 2015’te Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu’nun hükümete destek amacıyla müdahale etmesinden bu yana şiddetli bir iç savaşa ve insani krize sahne olmaya devam ediyor.

Etiketler